SERMAYENİN BÜYÜK ÇARESİZLİĞİ
Bu hafta küresel piyasalarda karamsarlıktan ziyade yoğun bir tedirginlik hakimdi. Parasal incelemelerin yapıldığı bütün mecralar adeta daha sonra herhangi biri suçlamayla ya da öngörüsüzlük eleştirisiyle karşı karşıya kalmamak için büyük bir çaresizlik içinde peş peşe durgunluk haberlerinden söz ediyorlardı.
Tabi ki de güneş balçıkla sıvanmaz, görünen köy kılavuz istemez ama parasal işlerin öyle ya da böyle izleyicisi, takipçi giderek bir parçası olan aktörler piyasalardaki iyi haberleri öne çıkarmak eğilimindedirler. Hatta kritik zamanlarda, tartışmalı konularda kötücül yaklaşım sergileyenleri de sert bir dille uyarır, karşılarına alırlar.
TEDİRGİN EDİCİ GELİŞMELERİN HABERCİSİ TAHRAN ÇARŞISI
Altı yıl önce ABD ve Avrupa İran’ın nükleer silah üretme olasılığına, kapasitesine karşılık takındıkları tavrı, geçtiğimiz yıl ekonomik ambargoyla taçlandırdıklarında hedeflerinin, her zamanki gibi, İran halkı değil doğrudan rejim olduğunu söylemişlerdi.
Fakat aybaşında iki gün içerisinde İran Riyali %25 değer kaybederek ülkede adeta bomba etkisi yarattı. Geçen yılın sonlarından beri büyük bir hızla düşen Riyal bu ayın başında düşüşündeki en büyük adımı atmış oldu. Temel gıda fiyatları da dâhil olmak üzere birçok mal ve hizmet iki katından fazla pahalı hale geldi.
YUAN ŞEYTANLAŞTIRIR MI?
Bu hafta piyasalarda en dikkat çekici şey Çin ile İran arasındaki petrol ticaretiyle ilgili gelişmelerdi. Fakat bomba etkisi yaratan ise, uluslararası baskılara ve şimdiden önemli boyutlara ulaşan banka ambargolarına rağmen devam eden alış verişin Çin’in para birimi Yuan’la yapılıyor olmasıydı.
PARALEL BİRLİKTELİKLER NEYE YARAYACAK?
Güney Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı Jacob Zuma 2010’daki Çin ziyareti sırasında, ülkesinin BRIC ülkelerine dahil olması konusundaki istekliliğini dile getirmişti. Bu, dahil olma isteği ve BRIC ülkelerinin geliştirdiği ortak tavır ve yönelimler bu ismin artık bir ekonomik sınıflandırma terimi olmadığının giderek uluslararası bir örgüt/ pakt halini aldığının da göstergesi haline geliyordu.
29 Mart’ta düzenlenen zirveye Güney Afrika’nın topluluğun bir üyesi/ parçası olarak katılmasıyla bundan böyle BRICS isminin duyulacağı kesinleşmiş oluyordu.
29 Mart’ta düzenlenen zirveye Güney Afrika’nın topluluğun bir üyesi/ parçası olarak katılmasıyla bundan böyle BRICS isminin duyulacağı kesinleşmiş oluyordu.
FİLLER TEPİŞİRKEN...
Geçtiğimiz hafta Rusya devlet başkanı Medvedev Batılı ve Rus Güvenlik Uzmanlarıyla ilgili bir konferansta “Hiç kimse bize, Avrupa’da kurulan füze savunma sisteminin Rusya’ya karşı konuşlandırılmadığına neden inanmamız gerektiğini anlatmadı. Batılı dostlarımızdan basit bir açıklama duymamız gerekiyor: Füze savunma sistemimiz sizin nükleer gücünüzü hedeflemiyor. Bunun dost sohbetlerinde değil resmi belgelerde dile getirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde bunu doğrudan bir tehdit sayıp kendi önlemlerimizi alacağız.” diyordu. (The Wall Street Journals)
PETROL YENİ BİR KRİZE Mİ SEBEP OLACAK?
Geçtiğimiz hafta İran medyası, Suudi Arabistan’da hayati önemdeki bir boru hattında yıkıcı bir patlamanın meydana geldiğini ve ilgili hattı tamamen kullanılamaz hale getirdiğini iddia etmişti. Her ne kadar Suudi yetkililer bu iddiayı yalanlasalar da Brand tipi petrol fiyatının %5 artarak 128 Dolar seviyelerine gelmesini engelleyememişti. Söz konusu iddianın gerçek olup olmadığı ve ne kadar etkili olabileceği tartışılırken fiyatlar 125 Dolar’a gerilemiş ama yıl başındaki fiyatlara göre hala %16 daha pahalı bir seviyede işlem görmeye devam etmişti.
AZERBAYCAN! İSRAİL’İN YENİ YILDIZI.
Geçtiğimiz hafta İran'daki Azeri büyükelçi Cavanşir Ahundov, İsrail’le yapılan 1.6 milyon dolarlık anlaşma kapsamında alınacak silahların İran aleyhinde değil işgal altındaki Karabağ topraklarını kurtarmak için kullanılacağını belirtiyordu.
Böylesine açık bir savaş çağrısından sonra Ermenistan’ın konuyla ilgili bir misilleme girişiminde bulunması, başta ABD olmak üzere Batılı güçlerin tansiyonu düşürmek ve olası bir çatışmayı engellemek amacıyla yapacakları oysa ki ortamı daha fazla germekten başka hiç bir işe yaramayacak sert açıklama ve tehditlerinin peş peşe sıralanması gerekirken;
Böylesine açık bir savaş çağrısından sonra Ermenistan’ın konuyla ilgili bir misilleme girişiminde bulunması, başta ABD olmak üzere Batılı güçlerin tansiyonu düşürmek ve olası bir çatışmayı engellemek amacıyla yapacakları oysa ki ortamı daha fazla germekten başka hiç bir işe yaramayacak sert açıklama ve tehditlerinin peş peşe sıralanması gerekirken;
SURİYE RUSYA’NIN SON ŞANSI MI?
Suriye’nin dostları toplantısına katılmayan Rusya’nın Ortadoğu Enstitüsü Başkanı Yevgeniy Satanovskiy şunu diyor: “Rusya Suriye’de bütün yaptıklarını uluslararası hukukun temel ilkelerinin yerine getirilmesi için yapıyor. Bu ilkeler; bir ülkenin iç işlerine karışmamak, bir tarafın yanlısı olmamaktır”.
İşte bu yaklaşımla Rusya, Suriye’nin kendisi için son şans olduğunu herkese duyuruyordu. Bu aslında bir kararlılık ifadesiydi aynı zamanda.
İşte bu yaklaşımla Rusya, Suriye’nin kendisi için son şans olduğunu herkese duyuruyordu. Bu aslında bir kararlılık ifadesiydi aynı zamanda.
HAMAS YENİ BİR EV SAHİBİ ARIYOR
1999’da Suriye’ye sürgün edilen Hamas yönetiminin yıllar içerisinde siyasi yönetim yeri haline gelen Suriye’yi ülkedeki gelişmelerin de etkisiyle terk etmesi gündemde.
Bu gün, nasıl geliştiğinin ve aslen neye hizmet ettiğinin büyük şüpheler doğurduğu Arap Baharı’nın bir çok yerleşik ilişkiyi kökten değiştirdiği görülüyor. Öyle ki; Hamas, yıllardır ‘güvenli üs’ olarak gördüğü Suriye’den çıkma isteğini artık gizlemiyor. Bir çok üst düzey yönetici ülkeyi terk etti bile.
Bu gün, nasıl geliştiğinin ve aslen neye hizmet ettiğinin büyük şüpheler doğurduğu Arap Baharı’nın bir çok yerleşik ilişkiyi kökten değiştirdiği görülüyor. Öyle ki; Hamas, yıllardır ‘güvenli üs’ olarak gördüğü Suriye’den çıkma isteğini artık gizlemiyor. Bir çok üst düzey yönetici ülkeyi terk etti bile.
KÜRESEL EKONOMİK DURGUNLUĞU AŞMANIN BİR YOLU DA…
Felaket tellallığı hoş bir şey değil fakat son beş yıldır sıklıkla dile getirdiğimiz değişim sinyali, artık kendini ciddi ciddi hissettirmeye başladı.
Kendilerine Küresel 7 diyen süper güçler artık karşılarında yok sayamayacakları rakipler buluyor. Başta ekonomik alanda, giderek siyaset ve şimdilerde de askeri arenada gücün ağırlık merkezi değişiyor. Hegemonya yarışında yeni aktörler doğuyor, bunlar kendi birliklerini kuruyor, kendi nüfuz alanlarını yaratıyor diye tespitlerde bulunuyorduk. Artık bir eşik aşılmış durumda.
Kendilerine Küresel 7 diyen süper güçler artık karşılarında yok sayamayacakları rakipler buluyor. Başta ekonomik alanda, giderek siyaset ve şimdilerde de askeri arenada gücün ağırlık merkezi değişiyor. Hegemonya yarışında yeni aktörler doğuyor, bunlar kendi birliklerini kuruyor, kendi nüfuz alanlarını yaratıyor diye tespitlerde bulunuyorduk. Artık bir eşik aşılmış durumda.